Çalışan Deneyimi ile fark yaratmak

Nasıl şirketler eninde sonunda “Müşteri Deneyimi”ne odaklanmak zorunda kaldıysa, İK’cılar da “Çalışan Deneyimi”ne odaklanmak zorundalar. Çünkü insan robot değil ve yaşadığı deneyimler sonucu edindiği duygular hayatında ve kararlarında kalıcıdır…

Türkiye’de iş dünyasında çoğu şey moda şeklinde gelişiyor. Özlük/bordro outsource ediliyormuş, hadi edelim. Koçluk aldırıyorlarmış tüm yöneticilerine, hadi biz de aldıralım. Terfiler için assessment center kullanıyorlarmış. Hadi biz de kuralım… Liste böyle uzayıp gider. Peki çalışan deneyimi de moda bir terim mi yoksa bir şirketi büyük oranda etkileyecek bir kavram mı?

Nasıl şirketler eninde sonunda “Müşteri Deneyimi”ne odaklanmak zorunda kaldıysa, İK’cılar da çalışan deneyimine odaklanmak zorundalar. Çünkü insan robot değil ve yaşadığı deneyimler sonucu edindiği duygular hayatında ve kararlarında kalıcıdır. Tabi çalışan deneyimi konusunu gündeme almak sadece İK departmanının kararı ile de olmaz. Şirket yönetimi bu kararı stratejik olarak almalı  ve desteklemeli. Çünkü yönetim desteği olmadan çalışan deneyiminin geliştirilmesi mümkün değil. Yönetim demek şirket kültürü demek. Çalışan deneyimi demek, şirket kültüründe çalışılacak demek. Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı şeyler.

Devamını okuyun