Kategori İK & Yönetim

Günümüz bilgi çağında hem duygusal, hem hisli, hem sezgisel olmak oldukça yükselişte. IQ yerine EQ’dan bahsedileli yıllar oluyor. Makineler, uzaya yolculuk, bilgisayarlar, tabletler, telefonlar derken teknoloji hayatımız duygusuz ve anlamsız bir aşamaya götürüyordu ki makineler üzerinden yeni bir iletişim kanalı bulduk.

Ad astra per hominem / Yıldızlara doğru ama insan olarak? Philip K. Dick

Nasıl olduysa sosyal medya dediğimiz kanal çok insan odaklı oldu. Bireyin yükselişi, insanın yükselişini getirdi. “Sen” önem kazanmaya başladı ve olay Selfieye kadar geldi. Selfie, insancıl bir gülümsemenin aracı oldu. O ciddi Amerikan başkanları gitti yerine selfie çekmeye devam eden daha insan bir Amerika başkanı geldi. Ve selfie çektikçe farkına henüz varamasak bile sezgilerimiz de daha fazla insan oldu

“Modernizm, duyguların ve özlemlerin yokluğu demektir. Paul Rand?

Modernlik dediğimiz şeyden sıkılmaya mı başladık? Bu tanım modernizm dediğimiz şeyde biraz da insanın yokluğu anlamına geliyor. İnsan yoksa aslında hiçbir şey de yok demektir.

En iyi insanlar çocuklardır. Samimi ve eğlencelidirler. Sosyal medyadaki selfie tarzı akımların çoğu aslında çocukça ve evet daha insanca. Synaptic play kavramı tam da bu durumu anlatıyor. Google gibi işyerlerinin tasarımları yaratıcılığı körüklemek adına eğlenceli ve çok renkli. Aslında bir proje, bir işyeri, bir marka çocuklar tarafından sevilmezse kimse tarafından sevilmeyecek demektir.

 

Çizgi filmlerdeki hayvan figürlerini daha çok sevelim diye tasarımcılar insanlara benzetir. Normalde hayvanların gözleri birbirinden uzaktayken çizgi filmde insan gözleri gibi yan yana şekilde olur. Çünkü öyle olunca onları kendimize daha yakın bulup daha çok seviyoruz.Daha insan oluyorlar. İnsan, sever, ağlar, kucaklar, mutlu olur, gülümser.

Liderler, samimiyetsiz oldukça, sadece rakamlarla konuştukça, gülümsemedikçe, çok ciddi göründükçe, hep takım elbise giydikçe, sadece iş hayatındaki başarıya odaklandıkça insanlardan uzaklaşıyorlar ve sevmiyorlar. Bunun karşılığında da sevilmiyor ve lider olamıyorlar.

Hele bizim gibi duygularını henüz kaybetmemiş sıcak kanlı Akdeniz ülkelerinde “insan olmak” çok daha etkili bir iletişim unsuru. Biz insan olmayanı dışlarız. Alman malı makineler sağlam da olsa onlar bozulduğunda üzülmeyiz. Ama geçmişin yürüyen çamaşır makinelerini gülerek ve sevgiyle hatırlarız. Çünkü bize benzerler, mükemmel değillerdir ve en önemlisi oldukça komiklerdir.

h-3

Ünlü pazarlama uzmanı ve blog yazarı Mark W. Schaefer , iknanın Psikolojisi kitabıyla tanınan Robelt B. Cialdini?ye günümüz lideri nasıl olmalı diye soruyor. O da oldukça basit bir cevap veriyor.

“Daha fazla insan ol”

En insan şirketler, en insan markalar, en insan bloglar, en insan Ceo!lar, en insan İK’cılar, en insan dernekler kazanacak. İnsan olmayanlar ise renksiz bir şekilde solup gidecekler.

Yorum yazın

Yorum