Kategori Sosyal Medya

Başarılı ve çok okunan bir blog yazarı olmanın kuralları…

Blogunuz teknik olarak okunmaya hazır mı? Blog yazarken nelere dikkat etmek gerekiyor. Blog okurları nelere dikkat eder? Tüm bu soruların cevabını bu yazıda vermeye çalışacağım.

Blog yazmak konusunda İlk yazım Blogların Türkiye’de gelişimi, idi.O yazıda blogların Türkiye tarihçesine değinmiştin. İkinci yazı Blog yazmanın ipuçları olacak ve üçüncü yazım Kurumsal Bloglar olacak. Şimdi gelelim başarılı blog yazarı olmanın 10 önemli püf noktasına

1- Blogunuzun ismi: Her şeyin bir ismi vardır, verilen isimle büyür çocuklar. Ünlü yazar Elif Şafak, Pinhan isimli romanında der ki “İsimler ki büyülüdür, sade büyülü mü, isimler hem de büyücüdür…” O yüzden blogunuzun ismi çok önemlidir. Her şey ona koyduğunuz isimle başlar. 2 yönelim var bu konuda. Bunlardan ilki kendi ismini koymaktır. Bu tavsiye etmediğim bir yoldur. Şirket ismi gibi düşünün, kendi adınızı koyunca her yazdığınız sizin üzerinizden okunur ve Google tarafından aramalarda en sonlarda kalabilir. Edit:(2015) Bu konuda fikrim değişti. Kendi adınızla da blog açabilirsiniz. Aslında bunun bir avantajı da var. Konularınız değişse bile blogunuzun adının değişmesine gerek kalmıyor. Mesela işveren markası ile ilgili bir blog açtığınızda orada ik’nın başka konuları hakkında yazmak zordur adınızla açtıysanız konularınızda daha özgür olabilirsiniz. Ayrıca adınız sizin en önemli mrkanız, o yüzden blog adınız, adınız da olabilir. 

2- Blog yapısı: Bloglar çeşitli platformlar üzerine kurulur. Benim de blogumda kullandığım WordPress yapısı dünyada en çok kullanılan blog yapısı. Blogger 2. sırada ve tumblr ise son dönemde kullanılan bir blog yapısı. En kullanışlı blog yapısı WordPress. Ücretsiz kullanmak isterseniz alanadınız.wodpress.com olarak veya alanadınız.blogspot.com olarak alabilirsiniz. Amaben kendi alan adınızı alıp kendi hosting sisteminizi kurmanızı tavsiye ederim. Tabi bunun yıllık bir maliyeti var. Blogger ve wordpress üzerinden ücretsiz blog açmaktansa kendi alan adınızla açmanız bu işi daha ciddiye aldığınızı gösteriyor. Ayrıca o ücretsiz blog siteleri kapandığı anda sizin blogunuzda kapanmış olacak. Kendi alan adınıza WordPress ilk kurulum biraz zahmetli olabiliyor ama bu kurulumu ücretsiz yapan hosting şirketleri var. Ben 4 senedir Turhost isimli firmayı kullanıyorum size de tavsiye ederim. Kendi alan adınız ayrıca arama motorlarında ve adres verdiğinizde bulunmanız konusunda size üstünlük sağlayabilir.

3- Blogunuzun Tema ve tasarımı: Kendi alan adınızı ve hostinginizi aldıktan sonra sıra WordPress’te kullanacağınız temaya geliyor. Seçenek bol yüzbinlerce tema var. Ücretli ve ücretsiz çok sayıda tema seçeneği var. (Ücretsiz temaların bazıları virüslü olabiliyor, dikkat) Tema olayı blog için çok önemli. Tasarımın blogunuzun amacı ve anlayışıyla uyuşması gerekiyor. Mesela bir iş blogu yazıyorsanız tutup bir mutfak veya hobi blogu teması kullanamazsınız. Temanızı ücretli alırsanız kendi blogunuza özgü bir tema oluşturabilirsiniz. Temayı aldıktan sonra eklentilerle birlikte zenginleştirmelisiniz. Böylece daha kullanıcı dostu bir temanız olabilir. Themeforest gibi sitelerden tema inceleyebilirsiniz. Bir de temanıza uygun bir logo bulmanız gerekiyor. Logolar akılda kalmak için oldukça önemli. Logonuz da bir şeyi temsil etmeli. Yetenek ve Kariyer için kullandığım logo bir kağıttan gemi ama aynı zamanda bir kral tacı. Yetenek kral tacı ile simgelenirken, kariyer kağıttan gemi ile simgeleniyor. Geminin kağıttan olması zayıflığını değil hayal gücünü simgeliyor.  Benim temada en çok dikkat ettiğim şey sade, hızlı ve kullanıcı dostu yapıda olması. Bir de olmazsa olmaz Mobil uyumlu olması. Çünkü artık okuyucuların büyük bir kısmı mobil telefon veya tabletlerinden okuyor blogları.

4- Seo Araçları: Web sitesi işi ile ilgilenenlerin en çok kullandığı kelime Seo’dur. Anlamı arama motoru optimizasyonu demektir. Bildiğiniz gibi okuyucuların büyük bir kısmı Google tarzı arama motorlarında yaptıkları aramalarla blogunuza geliyor. Bu aramalarda ilk sayfada olmak büyük önem taşıyor. Bunu sağlayan ise Google’ın blogunuzu indeksleme yöntemi. Bu sistem oldukça karmaşık bir algoritma ama bu konuda bir Seo uzmanı ile çalışmanıza gerek yok. Bunun için blogunuza bir Seo eklentisi eklemeniz yeterli olabilir. Bu eklenti bloğunuzda olmadan Google sizi daha az görür.

5- Sosyal Medya Desteği: Günümüzde blog yazıları sosyal medyada paylaşılıyor. Bu yüzden blogunuza sosyal ağ butonları ekleyerek okuyucularınızın yazılarınızı rahatça paylaşmasını sağlamalısınız. Bir de bu paylaşımlarda görsel olması paylaşıma olan ilgiyi yükseltiyor. Bunun için yazılarınızın arasına uyumlu görseller ekleyerek paylaşılan iletiyi ilgi çekici hale getirebilirsiniz. Benim blogumda en altta paylaşım butonlarını ve sağ üste kullandığım sosyal medya araçlarını görebilirsiniz. Bu blogunuza Google üzerinden gelen okuyucuların sosyal medyada sizi bulmasını sağlar ve onlarla etkileşiminiz artar.

6- Konular ve yazı başlıkları: Blog adınız ne kadar önemli ise yazılarınızın başlıkları da o kadar önemli. Günümüzde yoğun bir bilgi akışı var ve yazınızın fark edilmesi kesinlikle başlığınızın merak uyandırıp uyandırmaması ile ilgili. Özellikle numaralı başlıklar okuyucular tarafından en çok okunan başlıklar. Mesela Geleceğin meslekleri artık klasik bir başlıkken, Yakın geleceğin 10 mesleği daha ilgi çekici olabiliyor. Bir kısım blog yazarı da bu tarz başlıkları eleştiriyor ve uygun bulmuyor. Ama yurtdışında da olmak üzere tüm bloglar bu yöntemi kullanıyor ve en çok okunan yazılar hala bu numaralı yazılar. Numaralı olmasa bile ilgi çekici olmalı başlıklar. Başlıkları bir pazarlamacı mantığı ile düşünmelisiniz.

7- İçerik Kraldır: Bu söz blog dünyası için yazılmış olmalı. İçeriği dolu dolu olmayan, sürekli çevirilerden ve özgün yazılardan oluşmayan, hatta zaman zaman copy-paste olan yazılar bir blogun öldüğünün işareti. O yüzden blog yazarken şunu kıstas alın. İçeriği mutlaka siz oluşturun, içeriği yazarken heyecan duymanız ve sıkılmamanız gerekiyor. İmla kurallarına dikkat etmeniz, yazım yanlışı yapmamanız gerekiyor (Bunun için yazıyı önce Word üzerinden yazıp sonra bloga ekleyin) Eğer siz yazarken sıkıldıysanız okuyucunuz da sıkılacak ve yazıyı okumayacak demektir. Diğer bir konu da uzun mu olmalı kısa mı olmalı. Benim tavsiyem (kendim pek uyamasam da) kısa olması yönünde. Ama bunu başarmak için uzun yıllar boyunca yazmak ve uzun yıllar boyunca iş yaşamının içinde olmak gerekiyor diye düşünüyorum. Uzun yazmayın da demiyorum çünkü çoğu zaman oldukça uzun yazıyorum ve uzun yazılar da oldukça okunuyor. Burada içerik gerçekten etkili ise okumaya devam ediyorsunuz. Mesela 7 maddeyi geride bıraktınız ve hala okuyorsunuz. Çünkü blog yazarısınız veya bu konuyu merak ediyorsunuz ve sanırım anlatım tarzım oldukça iyi ( Sonuncusu latifeydi :) Uzun veya kısa yazmak size kalmış. Eğer yazarken sıkılmıyorsanız  uzun da yazabilirsiniz ama yine de kısaltmaya çalışın. Kısa yazmak konusunda sevgili Uğur Özmen bence bir efsane. Hala ona özenirim. Uzun yazmak konusunda ise(son dönemde biraz kısaltsa da) sevgili Selim Tuncer bir efsanedir ama onun da yazımı ve konu derinliği çok iyi. Ben ikisini de örnek alıyorum. Bir de ne olursa olsun içerik sizin olsun, sakın kopya içerik kullanmayın. Kullanırsanız da mutlaka bunu belirtin ve link verin. Eğer sizin içeriğinizi birisi alırsa mutlaka uyarın ve emeğinize ve çabanıza saygı duymasını öğretin

8- Hedef kitleniz kim, kime yazıyorsunuz? Bu soruyu blog yazarken iyi cevaplayın. Ben ilk başta hedef kitlemi İK’cılar değil iş arayanlar ve Kariyerlerinde ilerlemek isteyen kişiler olarak seçmiştim. İK’cılar ve yöneticiler için de yazıyorum ama bu yazılar sınırlı. Benim asıl hedefim kariyerinde ilerlemek, gelişmek isteyen, yönetici, lider ve çalışanlar. Herkes hedef kitleniz olamaz. Hem İK’cıları hem de iş arayanları hedef kitleniz yaparsanız ikisini de bir süre sonra kaybedersiniz. Kime yazıyorsunuz? Bu soruyu iyi cevaplarsanız okunan bir blogunuz olur.

9- Oku, oku, oku: İyi bir blog yazarı olmanın sırrı, öncelikle iyi bir blog okuyucusu olmaktan geçiyor. İK alanında yazıyorsanız sadece İK ve Kariyer bloglarını okumayın, pazarlama bloglarına ve farklı alanlardan bloglara da göz atın, yabancı blogları da izleyin, gündemi ve alanınızdaki gelişmeleri de izleyin. Mesela Facebook iş arama modülünü çıkardığında bunu okuyucularınızla paylaşın, yeni trendleri izleyin ama tüm bunlar için önce izleyip dinlemelisiniz. Bol bol okuyun, bir süre sonra daha rahat yazdığınızı fark edeceksiniz. Blogları okumak için RSS okuyucu olarak da bilinen Feedly tarzı siteler kullanabilirsiniz. Bu tarz okuyucularda blogunuzun rahat okunması için ise okuma ayarlarınızdan besleme/tüm metin olarak işaretleyin. Yoksa bu okuyucularda sadece yazınızın giriş kısmı görünür ve diğeri için okuyucunun sitenize gelmesi gerekir. Bu çok yorucu bir işlem. Yabancı bloglar beslemelerini tam açarken Türkçe bloglar okuru illa sayfasına çekmeye çalışarak özet besleme göstermeyi seçiyor amaben bunu yanlış buluyorum. Feed okuyucu reader?da kalmak ister, sitenize tıklamayı seçmez ve bu durumda da sizin yazınızı okumamış olur.

10- İlham verin: Blogunuzu okuyanlar sadece öğrenmesinler aynı zamanda ilham da alsınlar, kafalarında bir soru işareti oluşsun, yazıyı okuduktan sonra hayatlarında bir şey değişsin, harekete geçsinler. Mesela blog sahibiyseniz ve bu yazıyı okuduysanız bu yazı size bir şeyler vermiş olmalı, koşup blogunuzda bir şeyleri değiştirmeye başlamış olmalısınız. Eğer yazınız bir şey değiştirmeyecekse o yazıyı yazarken iyice düşünmelisiniz. Hele her gün yazmalıyım, haftada 4 yazı gibi hedefler hiç koymayın kendinize. Çünkü zorla blog yazısı olmaz, olur da güzel olmaz. Siz boşuna yazmış, başkası boşuna okumuş olur. Ama haftada bir kere yazmaya çalışın, çok da boşlayıp aylar boyunca uğramazsanız okur da unutur.

İlham verici yazılar yazmak için blog yazısı yazacağınız konularını not almalısınız. Her yerde aklınıza bir blog yazısı gelebilir. Ben bunun için Worpress’in ios uygulamasını kullanıyorum. Aklıma bir blog yazısı fikri geldiğinde onu yeni yazı kısmına konu başlığı olarak ekliyorum. Böylece yazı başlıkları beni bekliyor. Bazılarını yazıyorum ama bazılarını sıkıcı bulup siliyorum. Çünkü blog yazmak emek ister. Emek veriyorsanız emeğinize değmeli. Okuyan da okurken bunu hissetmeli. Blog okuru hep güzel yazı olsun ister, bir kaç sıkıcı yazı sonrası bir daha uğramaz bloga veya RSS okuyucusundan çıkarır sizi. Ve çok okunmaktan ziyade hedef kitlenizce okunmak önemlidir. Sayıya takılmayın, günde on  beşle başlar, binlere ulaşırsınız ama yine de tam bilemezsiniz kimlere ne kattığınızı, o hayatlarda neler yaptığınızı.

Sevgili Oğuz Atay‘ın dediği gibi “Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?”

Yorum yazın

Yorum