Kategori İK & Yönetim, Sosyal Medya

Kişisel Bloglar, İş blogları ve Türkiye’de blog yazmak

Blog yazmak ne demektir? Blog nedir ve nereden gelmiştir. İlk blog yazarı kimdir. Blog yazmak uzun vadede ne gibi yararlar sağlar. Sosyal medya blogları bitirmiş midir yoksa bloglar yazının internet üzerindeki en etkili mecraları mıdır? Türkiye’de blogların durumu nedir? Son dönemde Bloglarının yükselişinin en önemli sebebi nedir?

Tüm bu soruların cevabını iki yazıda açıklamaya çalışacağım. İlk yazı Blogların Türkiyede gelişimi, ikinci yazı Blog yazmanın İp uçları

1- Kişisel Bloglar, İş blogları ve Türkiye’de blog yazmak

Blog, ağ günlüğü, günce anlamına gelir Weblog ( Ağ kütüğü) anlamına gelen kelimden oluşmuştur. Bloglar teknik bilgi gerektirmeden, kendi istedikleri şeyleri,kendi istedikleri şekilde yazan insanların oluşturabildikleri, günlüğe benzeri web siteleridir. İngilizcedeki “web” ve “log” kelimelerinin birleşmesinden oluşan Weblog kavramının zamanla yaygınlaşmış adıdır. Blog, güncelden eskiye doğru sıralanmış yazı ve yorumların yayınlandığı, web tabanlı bir yaydır. Yorumlar, blog kültürünün çok önemli bir dinamiğidir; bu sayede yazar ve okuyucular arasında iletişim sağlanır.(Wikipedia)

Blogların doğuşu bildiğimiz günlüklere dayanıyor.On yirmi yıl önce günlükler defter şeklindeydi. İnsanların günlük tutma alışkanlığı vardı. Derken internet yaygınlaştıkça, yazılar internete taşınmaya başladı. Bu dönemde Mynet v.s. üzerinden yapılan kişisel siteler ve forumlar oldukça popülerdi. Kişisel web sitesi hazırlamak ise çok zordu. Ciddi teknik bilgi gerekiyordu ve yazılım dili bilmek gerekiyordu.

2005 yılında internette blog isminde bir yapı olduğunu fark ettim. Bu yapı kişisel sitelere göre daha rahat hazırlanıyordu ve daha rahat okunuyordu. Ben de kendime blogspot.com üzerinden bir blog açtım ve bir yazı ekledim. Yazı hafta sonu yaptığım Cumalıkızık gezisi hakkındabir yazıydı.  Bu blog deneyimi sırasında iş dünyası üzerine paylaşımlar da yapabileceğimi fark ettim ve pazarlama iletişimi üzerine Marketing Post adından bir blog açtım. Şu anda kapalı olan Blogsome.com isminde bir blog sistemi üzerine kayıtlı bir blogdu. İçeriği ağırlıklı olarak dünyadan pazarlama iletişimi(Reklam) çalışmalarından oluşuyordu. İlk başta kendime arşiv oluşturmak amacıyla yazmaya başlamıştım Marketing Post’a ama yavaş yavaş bir gerçekten bir blog halini almaya başlamıştı.

Ben o sırada Pazarlama ve Eğitim sorumlusu olarak çalışıyordum. Bu blogu hazırlarken ağırlıklı olarak yurt dışından paylaşımlar yapıyordum. Bir süre sonra blog reklamcı ve pazarlamacıların ilgisini çekmeye başladı. Öyle ki çoğu reklam ajansı çalışanı kaynak olarak kullanıyordu. Yine çok sayıda yabancı ajans bana yaptıkları çalışmaları göndermeye başlamıştı. Dünyanın çeşitli yerlerinden yaratıcı ve gerilla pazarlama örnekleri içeren çalışmalar geliyordu ve dünyanın çeşitli yerlerinden okuyucularım vardı.

Yıl 2006 olduğunda, Türkiye’de reklamcı ve pazarlamacılar arasında bir blog kültürü oluşmaya başladı.Hatta bir Pazarlama Blogları Karnavalı bile yapmıştık. Aynı yıl, Marketing Türkiye blog yazarları için bir buluşma ayarlayarak bu durumu bir adım öteye götürdü ve blog yazarlarını bir araya getirdi. Sonrasında 2006 yılında Marketingist isimli pazarlama konferansına bu blogları davet ederek bir ilke imza atmış oldu.

Blog yazmamda en çok ilham veren blog ise Marketallica isimli bir blogdu. Blogu şu anda Promoqube‘un kurucusu olan Özgür Alaz yazıyordu. Özgür’ün yeni trendleri yakalama konusundaki başarısı ve ilham veren yazıları beni çok etkilemişti. (Blog yazma sürecimde örnek aldığım Özgür Alaz’ı hala twitter‘dan takip ediyorum) Bu süreçte blogları aracılığıyla ve bazılarıyla da yüz yüze çok sayıda ilham verici blog yazarıyla tanıştım. Bunlar’dan hala blog yazanlar mevcut. Selim Tuncer, Tunç Kılınç, Mehmet Doğan, 41-29 dan Alemşah Öztürk, o dönemin ilk pazarlama blog yazarlarındandı. Bu bloggerlar Türkiye’de blogları iş dünyasıyla buluşturdu ve pazarlamacılara yeni kapılar ve dünyadan çok sayıda trendi aktardı. Bloglar sayesinde artık ayda bir çıkan pazarlama dergilerini beklemeye gerek kalmamıştı. Bu tam anlamıyla bir bilgi devrimiydi.

Bir süre sonra yazma dürtüm tekrar beni rahatsız etmeye başladı ve sadece görsel yayınladığım Marketing Post bana yetmemeye başladı. Sevgili Selim abi(Tuncer)’in de teşvikiyle Pazarlama Blogu isminde bir blog açıp pazarlama ile ilgili yazılarımı yayınlamaya karar verdim. 2007 yılında Reklamları bırakıp pazarlama üzerine yazılarımı yazmaya başladım. 2006 yılında Pazarlama ve Eğitim departmanından İnsan Kaynaklarına geçmem de bu blogu yazmamı engellemedi ve 2009 yılına kadar bu blogu yazdım. Tabi yazılar yavaş yavaş Kariyer ve İK üzerine dönmeye başlamıştı. 2010 yılında artık kariyer üzerine yazmaya karar verdim ama blogumun isminin Pazarlama Blogu olması yazılarımla uyumsuzluk oluşturuyordu. Üstelik insanlar bir İK’cının pazarlama ile niye ilgilendiğine bir türlü anlam veremiyorlardı. ( Neyse ki 2013 yılında, işveren markası çalışan bağlılığı gibi kavramlar ön plana çıktı da bu sorundan kurtuldum :)

Bu süreçte blogların yerini Sosyal Medya almaya başladı. Friendfeed, facebook ve sonrasında twitter’ın da etkisiyle blog yazıları ve bloglar azalmaya başladı. Blog yazısı yazmak yorucuydu ve 140 karakter herkese çok çekici gelmişti. Bu dönemde çok sayıda blog yazarı blog maalesef yazmayı bıraktı. Aslında sosyal medya dediğimiz twitter, facebook gibi araçlar da birer blog. Bunlara Microblogging araçları deniliyor. Yani küçük web günlükleri. Pazarlama, Reklam, Yemek blogları bu süreçte yükselen bloglar oldu. Kişisel bloglar ve videobloglar da bu dönem oldukça popüler hale geldiler. Bloglar tüketiciler için bile rehber olmaya başlamıştı

2010 yılında artık asıl konum yani kariyer üzerine yazmaya karar verdim. Blog yazma konusunda örnek aldığım ikinci ilham verici kişi de Fatmanur Erdoğan oldu. Böylece Yetenekvekariyer isimli blogumu kurdum. Kariyer, iş yaşamı ve İK üzerine yazdığım eski yazılarımı da aktararak Yetenekvekariyer.com u açtım. Pazarlama blogu 1 sene daha aktif kaldı ve sonrasında kapatma kararı alarak  sadece yeni blogumda devam kararı aldım. Bu dönemde Türkiye’deki İK bloglarının sayısı çok azdı. Kaynağım İnsan, benim blogum ve Fatmanur Erdoğan’ın blogları bildiğim İK bloglarıydı.

2011 yılında yeni İK blog yazarları ortaya çıksa da İK ve Kariyer bloglarının sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu ama 2012 de 20 İK bloguna ulaştı ve sonrasında hızla artmaya başladı.  2013 yılına geldiğimizde ise 70 civarında İK ve Kariyer blogu oldu. Bu sayının giderek artacağını ve blogların öneminin giderek artacağını düşünüyorum.

Sosyal medya gibi microblogging araçları belli bir doyma seviyesine ulaştı. Sosyal medya içeriğinin büyük bir kısmını blog yazılarının linkleri oluşturuyor. Yani içerik ağırlıklı olarak link içerik. Bu içerikler çok çabuk okunuyor ve kayboluyor. Bu durum tekrar daha kalıcı olan blogların yükselmesine yol açtı, çünkü bloglar internetteki en güvenilir ve özgün içeriği oluşturuyorlar. 2014 yılı blogların yeniden yükselişe geçtiği yıl olacak.

Edit:(2015): Blogumu yetenekvekariyer.com adresinden kendi alan adıma cengizcatalkaya.com’a taşıdım.

Yazının devamı: Blog yazma sanatı: 2- Blog yazmanın 10 önemli püf noktası

Bu blogu yeni keşfettiyseniz ve bu yazıyı beğendiyseniz Dijital İKİK ve YönetimSosyal Medyaİşveren Markası hakkındaki yazılarımı okuyabilir ve Twitter hesabımı takip edebilirsiniz.

“Kariyer 2.0 – Değişen iş dünyasında, başarılı bir kariyerin yeni yolları” kitabıma İdefix,  D&R ve Babil.com ve Seslenenkitap‘tan ulaşabilirsiniz.

Yorum yazın

Yorum